Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Genel»Risale-i Nur’un Doğru Anlaşılması İçin Okuma Yöntemleri
Genel

Risale-i Nur’un Doğru Anlaşılması İçin Okuma Yöntemleri

M.Arif Koçer» M.Arif Koçer1 Nisan 2024Gûncelleme:23 Temmuz 2024Yorum yapılmamış5 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Risale-i Nurlar, Kur’an’ın hakiki bir tefsiridir. Riyazi yöntemle, baştan sona ayetleri tefsir eden maddi tefsir değil, asrın hastalıklarına ilaç olan ayetleri alarak tefsir eden manevi bir tefsirdir, mana tefsiridir. “Kur’an’ın bahir bir bürhanı (açık bir delili)  ve kuvvetli bir tefsiri ve o maden-i ilm-i hakikatten mülhem(hakikat ilminin madeni olan Kur’andan alınmış) ve feyzinden gelen bir tercüme-i maneviyesi(manevi tercümesi)” dir.[1] Bu tefsirden doğru anlayarak istifade etmenin en önemli yöntemi, normlar hiyerarşisi içinde bu eserlere yönelmektir. Bediüzzaman’ın kendi ifadesi ile, “Kur’an-ı Hakim mürşidimizdir, üstadımızdır, imamımızdır. Her adapta rehberimizdir.” “ Risale-i Nur, sair telifat gibi ulum ve fünundan ve başka kitaplardan alınmamış, Kur’an’dan başka me’hazı yok, Kur’an’dan başka üstadı yok; Kur’an’dan başka mercii yoktur. “ [2] Sünnet-i seniyye ise, bir gemideki pusula gibi, istikameti gösteren bir kılavuzdur. “ O zatın sünneti, harekatı, iktida edilecek en güzel numunelerdir ve takip edilecek en sağlam rehberlerdir ve düstur ittihaz edilecek en muhkem kanunlardır.[3]  Yani, bu eserlerdeki bir meseleyi okurken, Kur’an ve sahih sünnetin rehberliğinde ve bakış açısıyla, o meseleye bakmak ve anlamak gerekir. Çünkü, “Hakkı batıldan, ilim mesleğini dalal(sapkınlık) mesleğinden ayırmak ilim ve nazar ile olur.”İlim önemlidir, ancak nazar/bakış açısı doğru olmazsa, yani üst norm olan Kur’an ve sahih sünnet açısından bakılmazsa, hakk batıldan ayrılmaz, hakikat bulunamaz, kastedilen doğru anlaşılamaz. Bediüzzaman’ın Sunuhat isimli eserinde, “Kur’an’ın mutlak hakimiyeti” isimli makalesinde belirttiği gibi” Bir adam, İbn-i Hacer’e nazar ettiği vakit, Kur’an’ı anlamak ve Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek maksadıyla nazar etmeli. Yoksa İbn-i Hacer’in ne dediğini anlamak maksadıyla değil.” Risaleleri okuyan bir Kur’an talebesi de, Bediüzzaman ne diyor diye değil, Bediüzzaman, Kur’an’ı nasıl anlamış diye bakmalıdır.

Bu bağlamda “R.N. dava değil, dava içinde bürhandır.” Yani yeni bir dava getirmemiş, İslam davasının delili, Kur’an’ın elinde kırılmaz, parlak, elmas bir kılınç olmuştur. Bu eserlere bu yön ile bakmak, onu doğru anlamanın ilk adımıdır. Yoksa, Bediüzzaman’ı bir şeyh, eserlerini ise okuyanlara mahsus sözler söyleyen bir tarikat yöntemi gibi algılayarak, O’nun Kur’ani evrensel mesajını yaralayan, sınırlayan, veballi bir yola girmiş oluruz.

Bu eserleri okuyan hiç kimse istifadesiz kalmaz,”fakat herkes her bir meselesini tam anlamaz…Nur şakirtleri mümkün olduğu kadar her yerde küçücük bir dershane-i Nuriye açmak lazımdır.”[4] Bu sebeple imkan olan her yerde, bu eserlerin birlikte okunacağı, fikir alışverişi şeklinde müzakeresinin yapılacağı, nur dersaneleri açmak veya sohbet halkaları oluşturmak gerektir. Ancak imani meselelerin münazara şeklinde tartışılmasının uygun olmayacağını bilerek, soğukkanlılıkla ve fikir paylaşımı şeklinde bu konular üzerinde konuşulmalıdır. Zira, “dakik mesail-i imaniyeyi (İnce imani meseleleri), mizansız (ölçüsüz) mücadele suretinde cemaat içinde bahsetmek caiz değildir. Mizansız (ölçüsüz) mücadele olduğundan, tiryak (ilaç)  iken zehir olur. Diyenlere, dinleyenlere zarardır. Belki böyle mesail-i imaniyenin itidal-i demle(soğukkanlılıkla), insafla, bir müdavele-i efkar(fikir alışverişi) suretinde bahsi caizdir. [5]

Risaleler, hava ve su gibi, kalp ve ruhun devamlı ona ihtiyaç duydukları, iman hakikatlarını anlatır. İlmi meseleler oldukları için, gazete gibi değil, dikkatli bir bakışla okumak gerekir.  Her ne kadar, ilk defa okuyanlar için, genel olarak hangi konulardan bahsettiği hususunda bilgi sahibi olmak maksadıyla, öncelikle hızlı okumak, ikinci okuyuşta biraz daha dikkatli, üçüncü de ise altını çizerek okumak, vukufiyeti sağlayacak bir yöntemdir.

İşlenen konular, Risale-i Nur Külliyatının muhtelif yerlerinde değişik yönleri ile bahsedilmiştir. O nedenle, bir konuyu bütün yönleriyle anlamak için, ilgili tüm yerlere nazar etmek ve bütününü göz önüne alarak okunan kısmı yorumlamak gerektir. Özellikle konu siyasi ve toplumsal meselelerden bahsediyor ise böyle yapmak daha elzem olur. Aksi taktirde, görünüşte zıtlık gibi görünen konuların uygunluk yönlerini tespit mümkün olmaz. Yapılan yorum ve işlenen konu da “efradını cami, ağyarını mani” bir şekilde işlenemez. Ayrıca bu eserlerin her birinin kendi makamında, bağlamında riyaseti vardır. Bir eser diğerine tercih edilmez. Bütün eserlere nazar etmek ve bütün eserlerden istifade etmek gerektir. Kalp ve ruhun dengeli beslenmesi, fikirde tevhid, hayatta istikamet, böyle yapmaya bağlıdır. Yoksa sadece bazı eserlerin okunması, bir kısmının ise okunmaması, dengeli bir fikir hayatına ulaşmayı, doğru anlamayı zorlaştıracak, belki imkânsızlaştıracaktır.

Bu eserlere bakan, elbise alır gibi, eksik bulmak isteyen bir bakış açısı ile bakmamalıdır. İstifade etmek kastıyla ve samimiyetle yönelmek lazımdır ki, hakkıyla istifade edilebilsin.

Yine okunan bir konuyu yorumlarken, “Kim söylemiş? Kime söylemiş? Ne içinde söylemiş? Ne için söylemiş? Söylediği sözü gibi dikkat etmek, belağat nokta-i nazarından lazımdır, belki elzemdir.” [6] hususları nazara alınmalıdır. Bunları göz önüne almadan, özellikle içtimai bir konuyu yorumlamak, bizleri yanlışlara sevk edecektir.

Eserleri başkasına okurken, ders yaparken ise, “kelamın selamet ve rendeçlenmesi ve itidal-i mizacı ise, her kaydın istihkak ve istidadına göre inayeti taksim ve hil’at-ı üslubu tevzi ve giydirmektir…Her kaydın istihkak ve istidad ve rütbesini nazara almak ile taksiminde adalet ve üsluplarda istidadın kametine göre kesmektir.”[7] Yani, kelimeleri üzerine basa basa ve anlamını sesimizin tonu ve vurgusu ile vererek okumaktır. Ancak anlaşılmadığını veya açılması gerektiğini düşündüğümüz bir husus varsa, onu ayet, hadis veya başka bir bölümdeki izah ile açarak devam etmektir. Ancak dersin genel akışını bozacak şekilde başka konulara girmek, detaylarda kaybolmak verilmek istenen mesajın arada belirsiz hale gelmesine ve etkisizleşmesine sebep olacaktır.

Sohbet  esnasında da, giriş, gelişme, sonuç formatında konu okunmalı ve sonunda mesaj özetlenerek ve sonuca bağlanarak bitirilmelidir.

Rabbimizin ilk emri olan okumayı, hayatımızın temel işlevi yapmayı Rabbimizden diliyoruz. Said-i Nursi’nin vasiyetim diyerek vurguladığı gibi, “Okumak, okumak, okumak ve kardeşinin elini tutmak ve musafaha etmek”…Belki de, yaşam dediğimiz şey bu olmalı…Okumak ve doğru anlamak…

[1]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2006, Şualar, 622

[2]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2006, Şualar, 646

[3]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2006, Lem’alar, 83-84

[4]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2006, Emirdağ Lahikası, 198

[5]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2006, Mektubat, 55

[6]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2004, Muhakemat, 95

[7]  Said-i Nursi, Zehra Yayıncılık, İstanbul, 2004,Muhakemat,93

M. Arif Koçer Ortak Zemin 31
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
M.Arif Koçer

İlişkili İçerikler

Serlevha 33

24 Nisan 2025

Sürgün, Esaret, Şehadet: İsmail Heniyye

23 Nisan 2025

Türkiye’de Suriyeli Mülteci Olmak

22 Nisan 2025

Öğretmenlerde Tebliğ Bağlamında;  İdeal, Amaç ve Pratik

21 Nisan 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.