Bir Şehidi Hayırla Anmak/ Hayır Kulağı/ Yirmi Yıl Önce Şehit Olan Şefkatli Bir Zat/ Mazlum Bir Şehidi Anmak/ Bu Dünyadan Mütevazi Bir Lider Geçti…
وَمِنْهُمُ الَّذِينَ يُؤْذُونَ النَّبِيَّ وَيِقُولُونَ هُوَ أُذُنٌ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌ لِّلَّذِينَ آمَنُواْ مِنكُمْ وَالَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ اللّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ
“Onların içinden “ O her söylenene kulak veriyor” diye peygamberi incitenler vardır. Söyle onlara: O sizin için hayır kulağıdır. (O, nezaketinden dolayı her söylenene kulak verir.) Allah’a inanır, Mü’minlere inanır/ güvenir ve iman edenlere sevgi ve merhametle kucak açar.” Allah’ın Resulünü incitenler için elem verici bir azap vardır.” (Tevbe, 61.)
Peygamberimizin (sav) yüce ahlakını net bir şekilde ifade eden yukarıdaki ayetin iniş sebebi şöyle anlatılır: Peygamberimiz (sav) mü’minlere duyduğu derin güvenden dolayı sözü olan herkesi dikkatlice dinlemesi ve en küçük bir sorunlarında bile onlarla istişare etmesine anlam veremeyen münafıklar tahkir için “O bir kulaktır.” yani herkese inanan ve çabuk kanan saf birisidir diye alay etmeleriydi.
Hâlbuki Peygamberimiz (sav) inceliğinden, nezaketinden, şefkatinden, merhametinden ve insanlara verdiği değerden dolayı onları dinler ve onların sorunlarını çözen bir “hayır kulağıdır.” Evet, bundan bin dört yüz küsur yıl önce insanlara değer verip ve onların sorunlarını dinleyen re’fet ve şefkatli bir liderimizin olması bizim için en büyük bir nimettir.
İzzettin ağabey de üstad-ı mutlak, mukteda-yı küll ve rehber-i ekmel olan Peygamberimizin (sav) sünnetlerine elden geldiği kadar imtisal etmeye çalışırdı.
Tanıdığım ve gördüğüm kadarıyla Seyda, özellikle hak- hukuk ve insani ilişkilerde Peygamberimize iktida ederek herkesi dinler ve sorunları olan kimseleri sonuna kadar dinlemesinden dolayı bazıları ona “O saftır, kendisine söylenen her şeyi dinleyen biridir.” diyerek onu her duyduğuna inanan biri diyerek kendilerince alay ediyorlardı. Çünkü İzzettin ağabey kimsenin kabahatini yüzüne vurmaz, kimseyi tenkit etmez, herkese hilm û keremle muamele ederdi. Onu tanıyanların hemen hemen hepsinin ortak kanaati, Seyda arkadaşlarına çok önem veren derdi olan hiçbir zorluk yaşamadan istediği vakitte gidip onunla rahat konuşup sorunlarını anlatabildikleri şefkatli bir zat olmasıydı. Kendisi arkadaşlarına güvendiği gibi kendisini tanıyanlar da ona güvenirdi. Nitekim Molla Abdullah Varlı pek çok defa “İzzettin, İslam’ı da benden daha iyi anlamış ve yaşayan biridir” diyordu.
Çok iyi bir dinleyici olmakla birlikte nerede nasıl konuşacağını çok iyi bilen ve asla paket konuşma yapmayan ve büyük adam olduğu izlenimi vermeyen mütevazi ve güler yüzlü bir zattı. Çantasını kimseye taşıtmadığı gibi kimseden de saygı beklemezdi ve arkadaşlarının da alçakgönüllü olmalarını öğütlerdi. Sorumlu makamlarda olan kimselerin insanların omuzlarına basarak daha da yükselmesinden ziyade arkadaşlarını yükseltmek için çalışmalarını tavsiye ederdi ve asıl erdemin bu olduğunu söyler kendisi de arkadaşlarını, başarılarını hep öne çıkarıp onları överdi.
İzzettin ağabey, düşüncesini karşısındakine net ifade ettiği gibi karşısındakini de çok dikkatlice dinlerdi. Muvafık veya muhalif olsun sözü olan herkesi dinliyor insanlar hakkında önyargılı davranmaz herkesle ve her grupla şeffaf ve açık bir iletişim kurardı. Farklı fikri gruplardan gelen kimselerle mütebbessim bir şekilde konuşur sorunlardan ziyade çözüme odaklanır, gelenlerin sözlerini sonuna kadar dinler, gelenleri de motive ederdi ve bu memleketin dâhili barışının ifade özgürlüğünden geçtiğine inanırdı. Farklı düşüncedeki kimselerle yaptığı tatlı sohbetler ve fikir alış verişinden biz çok mutlu olur huzur bulurduk. Gelen kim olursa olsun asla liderlik görüntüsü vermezdi. Sanki bir arkadaş ve şefkatli bir baba gibi davranırdı. Evet, muhalif fikirleri dinlerken nezih, terbiyeli, toleranslı ve yumuşak davranan böyle liderlere her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Kıvrak zekâsı ile insanları aldatan ve yaldızlı ve süslü sözlerle karşısındakini ikna veya şov yapmağa çalışmadığı gibi böyle yapanları da tasvip etmezdi.
Kendini eğitime adayan Rahmetli Seyda, her türlü baskı ve tahakkümün aleyhindeydi özellikle de medreselerin ve eğitim yuvaların baskıdan uzak olması gerektiğini ifade ederdi asıl olan öğrencilerdeki asil duyguları harekete geçirerek, yeni ufuklar verilmesi gerektiğini de vurgulardı.
Eğitimi verecek kişilerin sabırlı ve eleştiriye tahammüllü şefkatli kimselerin olmasını tavsiye ederdi. Böyle hizmet yerlerini, kendini bulunmaz Hint kumaşı sanan sözde eğitimci ve yetkililerden uzak tutulması gerektiğini ifade ederdi çünkü bu makamları dolduramayanlar Rahmetlinin kendi tabiriyle “Bizans entrikaları” ve ayak oyunlarıyla hizmetin geleceğine zarar verirler. Dini tam içselleştirmemiş böyle tipler çocuk tabiatlı olup çift ego sahipleri olduğu için çeşitli ve sudan bahanelerle insanların şevklerini kırar ve insanları hizmetlerden soğutur. Bu hizmetin, ihlaslı, kibirden uzak, şeffaf, laubalilikten uzak ruhen kemale ermiş ihlaslı hizmet erleriyle yürüyeceğini ifade ederdi.
Ey kıymetli Seyda, Allah sana gani gani rahmet eylesin. Ey şefkatli ağabeyim, şu anda sizin bu yol gösterici nasihatlerinize ne kadar da çok ihtiyacımız var. Şehadetin üzerinden yirmi yıl geçti seni hep hayırla anıyor ve dua ediyoruz. Makamın cennet olsun. Amin
