Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Kategoriler»Düşünce Deneme Yorum»İnsan Nedir, İnsan Kimdir?
Düşünce Deneme Yorum

İnsan Nedir, İnsan Kimdir?

Ortak Zemin» Ortak Zemin7 Nisan 2025Gûncelleme:5 Mayıs 2025Yorum yapılmamış4 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Bu sorgu, asırlardır kendini yenileyen ve her yüzyılda yeni bir anlam bulmuş bir kelimedir. İnsan, zannımca karşılıklı duran iki tipolojiye sahiptir. Birinci tip, toplumda nasıl davranacağını öğrenen, kültürel aktarımı üzerinde taşıyan sosyolojik olarak kazandıkları ile kendine bir konum belirleyen boyut iken diğer taraftan hayvani duygular barındıran, cenneti de cehennemi de kısacası eşref-i mahlukattan, esfel-i safilini ikinci bir boyut olarak üzerinde taşır.

Yine bu kelimelerin çoğu filozofa ya da yazara göre de farklı anlamlar taşıdığını bilmekteyiz. Geçmişten süre gelen kalıplaşmış bu kelimelerle beraber, İnsan hayatının doğrusal bir düzende olmadığı gibi anlamının sabitliğinden de bahsedemeyiz.

Doğum, umuttur.

İnsan, görenler için gerçek bir mucizedir. Öylesine gönderilmiş, gelişigüzel varlıklar değildir. Birer nefer olduğumuz, hak ile batıl’ı ayırt edip, hakkı gözetip, insanca yaşamayı ve ona göre hareket etmemiz gerektiğini, kutsal kılavuzumuzdan öğrenmekteyiz.

“Ben kimim, ne için geldim, yaradılış amacım ne, görevim ne, nereye gidiyorum? “ diyen biri kurtulmaz mı hiç sahteler dünyasından. Çünkü bu, sancılı bir doğumdur. Bu bir anlam arayışıdır.

Bu soruları sorduğumuz anda insanlaşıyor, içimizde filizlenen gerçeğin gölgesinde düşüyor maskelerimiz.. çünkü insan düşünen bir varlıktır. insan sorgular.. ve sorguladıkça yüzleşir asıl olanla ve büzüşür yüzündeki sahte kıvrımlar.

“Ben bir Müslümanım” diyen biri elbette bu doğrultuda yetiştirecektir kendini ve bu kolay da olmayacaktır. Fakat asıl amaç o kapıyı çalmaktır. Yeterki kapıya gelelim.

Konumuzun biraz daha ilerisine gidecek olursak… Daha ilk nefesimizde nasıl bir insan olacağımız, nelerden hoşlanacağımız ya da hoşlanmayacağımız. Nelerden kaçınacağımız, nelere yaklaşacağımız konusunda bir özgürlüğümüz pek de olası değildir. Tam da burada başlıyor maskelerin doğuşu. Çünkü daha doğar doğmaz bu kirli dünyanın sahtelikleri ile yüzleşiriz. Mesela Amerika eli ile ortaya çıkan “baby boomer” yani erkekse mavi, kız ise pembedir rengimiz. Sloganı, daha doğduğumuz ilk anda soyut düşünceler evreninin ilk dayatması, ilk maskesi olarak çıkıyor karşımıza. Böylece başlıyor çok bilinmeyenli hayat hikayemiz.

Bu sadece küçük bir örnektir.

Doğu ile Batı dediğimiz blokların çatışması arasında kalan insanoğlu, her şeyi kendi amacı doğrultusunda dizayn etmeyi pekala bilmektedir. İki blok arasında sıkışan insan oğlunun, gelenekselin modernleşme evreninde şekilden şekile sokulduğunu görmekteyiz.

Bunun neticesinde beğenilme arzusu baskın bir insanlık ile karşı karşıya bırakıldığımız bir gerçek Çoğumuzda ki beğenilme arzusu, hiçbir sebep yokken psikolojik sorunlara sebebiyet verebilir. Maddi veya manevi yıkımlara yol açabilir. Beğenilme arzusu öyle bir durumdur ki edebiyatçılarımızdan Ahmet Haşim’in kendini çirkin bulduğu için “Akşam Şairi” olarak anılmasına sebep olmuştur. Demek istediğim sıradan insanlar değil sadece, çoğu insanlar için maske arayışı söz konusu, olanı olduğu gibi kabullenme duygusu eksik. Kimi güzellik, kimi olan gerçeği farklı şekilde yansıtma kimimiz de kendimizi gerçeğin dışındaki maskeler ile gizliyoruz.

Güzellik algısı sebebiyle bugün estetisyenler günümüz darphanesidir zannımca. Maskeler pazarında insanlar sözümona tip olarak birbirine benzemek için birbiriyle yarışır haldeler.. daha gözümüzü açtığımız ilk anda başlayan bombardıman büyüdükçe maskelere dönüşüyor.

Yalın bir tutkudur insanın maskesine sarılışı. Oysaki aklımızdaki o perde kalksa, bizi asıl beğenenin, bu şekilde beğenip gönderdiğini akledebilirdik. Ne yazık ki başkaları için yaşadığımız bir gerçek. İnsan güzelliğinden çok, acziyetini ortaya çıkarmaya meyilli varlıktır.

Bu yüzden, dünya koca bir maskeler ülkesidir. Bazılarımız hayat boyu bu maskeyi çıkarmadan göçer, bazılarımız kendini kabullenir yarı yolda çıkarır öyle devam eder hayatına. Fakat bu yazıldığı kadar kolay değildir.

İnsan kırgınlıklarla dolu bir yığındır. Ancak yaşam öyle bir şeydir ki sizi, size inandırır. Dimdik edayla yolunuza devam edersiniz. İnsanın meyli kendini kandırmaya yöneliktir. Aslında maskelerimizin gerisinde gizlediğimiz ben’lerimiz ile barıştığımız müddetçe insanlaşıyoruz. Yazgılarımızı kabul etmeyişimizin sebebi de budur belki de…

Bazı davranışları bazı insanlara hiç yakıştıramayız. Çünkü biz görmek istediğimiz gibi kalıplarız ya da gerçek budur. Aksi ile yüzleşince hayal kırıklığının yüreğimize battığını hissederiz.

Değiştim demek dikenli tellerin arasından geçmek kadar acı verir insana. İnsan değiştiremediği şeyin, “değiştirdim” diyerek kamufulesiyle örtünür. Bu maske ile mutludur hatta gerçeğiyle ayırt edemez yarattığı bu benliğe inanır en tehlikelisi de budur işte. Böylece insan kendine inandırdığının esiri olur.

Erasmus, “Deliliğe Övgü” kitabında şöyle der: “Hayatımız boyunca benliklerimizi değişen ve değişmeyen şartlara uydurmaya çalışırız; aslında yaşam bir uyum sürecinden başka bir şey değildir; bu süreçte küçük bir hata yaparsak budala, göze batacak bir hata yaparsak deliyizdir; bu süreçte çabalamaktan vazgeçersek ise ölürüz.”

“İnsan kulağından zehirlenir” ve ekliyorum insan gözüyle yanılır. İşte asıl meselemiz de bunlardır. Maskelerimizi bir kenara bırakıp olanı olduğu gibi kabullenip yola devam etmek gerekir.

Sevgi ile…

Süleyman Soral

Ortak Zemin 33 OZ33 Süleyman Soral
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Ortak Zemin
  • Website

İlişkili İçerikler

HZ. İBRAHİM VE HZ. İSMAİL’İN TESLİMİYETİ (KURBAN ÖRNEĞİNDE)

26 Mart 2026

Editörden 33

25 Nisan 2025

Serlevha 33

24 Nisan 2025

Sürgün, Esaret, Şehadet: İsmail Heniyye

23 Nisan 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.