Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Kategoriler»Kapak Dosyası»Çocuk Eğitiminde Ebeveynlerin Sessiz Kahramanlığı
Kapak Dosyası

Çocuk Eğitiminde Ebeveynlerin Sessiz Kahramanlığı

Ortak Zemin» Ortak Zemin9 Nisan 2025Gûncelleme:5 Mayıs 2025Yorum yapılmamış4 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

İnsanlığın başlaması ve neslinin devam etmesi ile birlikte, çocukların eğitimi de başlamış oldu. Çocukların sağlıklı ve mutlu bireyler olarak yetişmesinde manevi değerlerin önemi yadsınamaz. Bu yazımızda, çocuğa verilebilecek en büyük manevi zenginlikleri ele alarak ebeveynlere ve eğitimcilere rehberlik etmeyi amaçlamaktayız.

Tarih, çocuk eğitiminde zaman kavramının en önemli sermaye olduğuna tüm kaynaklarıyla şahitlik ediyor. “Çocuğa verilebilecek en güzel şey zamandır.” (1) Çünkü zaman harcandıktan sonra telafisi olmayan ve herkesin sahip olduğu yegâne kaynaktır. Bu vesile ile her bireyin sermayesi olan zamanı kullanırken çok hassas davranması gerekmektedir. Sermayemiz olan zamanı planlarken öncelikle kendimizden başlarız. Biz zaman yönetimini kendi hayatımızda nitelikli ve verimli bir şekilde uygularsak, çocuklarımıza iyi bir rol model oluruz. “Çocuklar yağmura benzer. Onları bir kaba koymaya çalışmayın.” (2) sözünden de anlaşılacağı gibi çocukların kabiliyet ve yeteneklerinin gelişmesi için bir kaba koyup sınırlarını daraltmamak gerekiyor. Ancak yeni çağın ebeveynleri, çocuğun kendi ihtiyaç, kabiliyet ve yeteneklerinden ortaya çıkacak bir sonuca razı olamıyor. Çünkü ebeveynler kendi duygularını tatmin etmek veya çevrenin teveccühünü elde etmek için bir nevi çocuğunun mesleği veya kariyeri üzerinden nemalanmak istiyor. Çocuğunu düşünüyor gibi görünse de aslında farkında olarak veya olmayarak kendisini tatmin etmek ya da kendi eksiklerini çocuğu üzerinden tamamlamaya çalışıyor. Oysaki ebeveynler; çocuklarını geleceğe hazırlayabilecekleri güvenli bir yaşam iklimi oluşturma konusunda çaba göstermelidir.

Bu nazarla olay ve olguları değerlendirirken çocuklarımızın sadece maddi ihtiyaçlarına değil ruhsal ve kalbi doygunluğa da gerekli yatırım ve desteği sürekli tazeleyerek vermek gerekiyor. Bu konuda Bedi’üzzaman hazretleri; “Seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir ki fıtratımda, maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. (3) diyerek, asıl eğitimin anne-baba ile başladığını net bir şekilde anlatıyor. Sonraki tüm eğitimlerin bunun üzerine bina edildiğinin farkında olmamız gerekiyor.

“Çocukların karınlarını ve zihinlerini doyurduğumuz kadar ruhlarını da beslemeliyiz.” (4) bu konuda en büyük destekçilerin sırasıyla; ebeveyn, okul iklimi, çevre ve olumlu dijital dünya (internet, sosyal medya, dijital çevre) olarak karşımıza çıktığını söyleyebiliriz. Burada bir noktaya dikkatlerinizi çekmek isterim. Yeni nesil çocuklara nasihat ve sözle rehberlik yaparak onlara katkı sunmamız mümkün değildir. Onların bizi bu şekilde anlamasını beklemek büyük bir hatadır. Bunun aksine çocukların bakış açılarını yakalamaya çalışarak onları anlamayla yaklaşabiliriz. Çocukları anlamak için onların dünyasına girmek gerekiyor. Yani çocukça yaşamakla elde edebiliriz. Çocukça bir yaşam önceliği piramidini inşa edelim. Ebeveyn olduktan sonra önceliklerimizi tekrar sıralamak gerekiyor. Bizim birinci önceliğimiz evimizi her gün birlikte paylaştığımız bireyler olmalıdır. Bu his ve duygu ile birlikte reel dünya hayatını da unutmadan çocuklarımızı yetiştirmemiz gerekiyor. “Çocuk büyütürken evi temiz tutmak, kar hâlâ yağarken kapının önünü temizlemek gibidir.” (5) Bu güzel sözden de anlaşılacağı gibi çocuklarımızı yetiştirmede en önemli etkenlerden biri de evimizi çocuklarımıza göre dizayn etmek ve bu dizaynda çocuklarımıza da sorumluluklar vermemiz gerekir. Eğer biz çocuklarımızı eve göre dizayn edersek bu sefer çocuklarımızın potansiyelini baltalamış ve gelişimlerini sınırlamış oluruz.

Yeni nesil çocuklarını yetiştirirken “oturma odası” metaforunu unutmamak gerekiyor.

  • Babaları ikna etmek,
  • Anneleri memnun etmek,
  • Çocuklara özgürlük vermek,
  • Misafirlerin beklentilerini karşılamak,

Bu dört ana hususun birlikte hayat bulması ve aynı zamanda hepsinin bir arada kriz çıkarmadan yaşayabilme becerisini kazanması gerekiyor. Bu vesile ile mutluluk kaynaklarımızı tüketmeden muhafaza etmiş oluruz.

Günümüz çocuklarının tüm maddi istekleri karşılanırken asıl ihtiyacı olan sevgi, merhamet, ilgi, öz bakım becerileri ve hayata tutunmak gibi temel ihtiyaçların çok az bir bölümü karşılanıyor. Çocuklar çok mükemmel bir denge algoritması ile dünyaya geliyor. Bu algoritmanın sağlıklı çalışmasını sağlayacak olan görevliler var. Bu görevlileri; ebeveyn, akraba, çevre, okul ve dijital dünya olarak sıralayabiliriz. Bu dengenin kusursuz işlenmesi için bizim çocuklarımıza yönelik yapacağımız çalışmaların birincisi, onların ihtiyaçlarını iyi tanımlamak ve sonrasında o tanımladığımız ihtiyaçlara sahip çıkarak bu ihtiyaçların göz ardı edilmediği bir yaşam biçimi oluşturmamız gerekiyor. Bir örnek ile açıklamak gerekirse çocuklarımıza “Komşularımızın rahatsız olmaması için gürültü çıkarmamalısınız.” diye nasihatte bulunuyoruz. Ancak çocuklarımız bizim istemediğimiz bir davranışta bulunduğunda komşu haklarını düşünmeden yüksek sesle çocuğa bir şeyler söylediğimizde çocuk da gürültülü yaşamına devam ediyor. Çünkü çocuk bizim söylediğimizi değil yaptıklarımızı örnek alır.

Rasulullah’ın “Evlat kokusu, cennet kokusudur. Evlat dünyada nur, ahirette sürurdur.” (6) ifadesinden de anlaşılacağı üzere dünyadaki Cennet numuneleri olan çocuklarımızı özenle, özveriyle, fedakarlıkla hayata hazırlayıp ona göre yetiştirmek gerekiyor. Ancak biz ebeveynler bazen şefkat ve merhametimizi yanlış yönde kullanabiliyoruz. Bu da çocuklarımızın dünya hayatına olumsuz yönde etkisi olduğu gibi ahiret hayatına da negatif olarak yansıyabiliyor.

Şefkat Peygamberi; “Çocuklarınızı çok öpün. Çünkü her öpücük için size cennette bir derece verilir ki iki derece arasında beş yüz senelik mesafe vardır. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin defterinize sevap yazarlar.” (7) diyerek çocuklarımızı olan yaklaşımımızda bizlere rol model olmuştur. Ebeveyn olarak çocuklarımıza olan yaklaşımımız, aynı zamanda geleceğe yönelik bir ruhun inşasıdır.

Kaynakça:

  • 1 Fock
  • 2 Anonim
  • 3 Lem’alar, 24. Lem’a, 1. Nükte
  • 4 Michael Marshall
  • 5 Phyllis Diller
  • 6 Câmiü’s-Sağîr, 2/2285)
  • 7 Müsnedu İmam-ı Zeyd İbni Ali, s. 505)

Engin Şirin

Engin Şirin Ortak Zemin 33 OZ33
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Ortak Zemin
  • Website

İlişkili İçerikler

Editörden 33

25 Nisan 2025

Serlevha 33

24 Nisan 2025

Sürgün, Esaret, Şehadet: İsmail Heniyye

23 Nisan 2025

Türkiye’de Suriyeli Mülteci Olmak

22 Nisan 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.