Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Kategoriler»Edebiyat»Öykü»ALİ’NİN MACERALARI
Öykü

ALİ’NİN MACERALARI

Murat Aras» Murat Aras1 Eylül 2025Yorum yapılmamış6 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Evet, bundan sonra Ali’yle birlikte olacağız. Ali kimdir peki? Ali’yi size tanıtayım. Ali, gezmeyi seven bir çocuk… Yeni yerleri ve yeni şeyleri görmekten hoşlanıyor. Ama en önemlisi de çok meraklı bir çocuk. Dikkatini çeken şeyleri başka şeylere benzetip onlara yeni isimler vermeye bayılır. Evet, bakalım Ali şimdi nerede? Bu hafta çiftliğe gitmiş. Özellikle inekleri çok seviyor. İnekler çok uysal ve mübarek hayvanlar çünkü. Günün büyük bir bölümünü otlayarak geçiriyorlar. Ayrıca sütleri de çok lezzetli. İnekleri seviyor dedik ya. Sürekli onlarla ilgilenince ineklerdeki bazı özellikler dikkatini çekiyor, merakını artırıyor. Mesela süt… İneğin karnından bu kadar lezzetli ve besleyici beyaz bir sıvının çıkması gerçekten de çok ilginç. İçeride neler oluyor acaba, bu kadar etin içinde sütün ne işi var, diye düşünüyor Ali. Belki de bu inek bir fabrika yutmuştur. Ya da ineğin içinde doğuştan bir fabrika vardır. Evet, Ali ineğe yeni bir isim veriyor. İneğin yeni ismi “Süt Fabrikası”. Çünkü fabrikalar bir şeyleri alır ve başka şeylere dönüştürür. Ama bir sorun var. Bu fabrikaya giren şeylerden süt üretmek… Sarı bir saman, yeşil bir ot, biraz da su… Bu fabrikaya girenler sadece bunlar. Bunlardan mı oluyor süt? Gerçekten de Ali gibi meraklı ve dikkatli çocuklar bunu düşünür ve merak ederler. Ayrıca süt, süt olarak da kalmıyor. Bu süt de farklı şeylere dönüşebiliyor. Mesela yoğurt, çeşit çeşit peynirler, lor, yağ, kaymak… Gerçekten de çok acayip şeyler oluyor.

Hem sütün çıkışı da acayip… Etin içinden süt çıkıyor. Aslında akıyor. Acaba ineğin içinde boru ya da hortum gibi bir şeyler mi var? Çünkü sütle eti aynı tabağın içine koysak bu sütü kimse içmek istemezdi herhalde. Ali de içmek istemez. Eskiden bazı saraylarda çeşmelerden süt aktığını söylerler. Ne kadar doğru bilinmez ama Ali sütün çıktığı yani aktığı yere bir isim buldu bile. Yeni ismimiz “Süt Çeşmesi”.

Ali bir de bu otlardan sadece süt değil başka şeyler de üretildiğini öğrenmiş. Düşünün bir. Sarı bir saman, yeşil bir ot, biraz da su… Malzemelerimiz bunlar. Bu malzemeleri en gelişmiş fabrikamıza götürseydik fabrikanın sahibi bundan neler üretebilirdi ki, diye düşünür Ali. Ama inek fabrikasında ineğin yaratıcısı bu basit maddelerden neler
neler üretiyor?
– Lezzetli ve besleyici et…
– Lezzetli ve besleyici, içimi çok kolay süt…
-Elbise ve ayakkabı yapılabilecek deri.
-Yaktığınız zaman kömür
gibi ısıtabilen tezek.

Biraz bekleyin Ali yine düşünsün. Sadece sarı bir saman, yeşil bir ot, biraz da sudan; yiyecek, içecek, elbise ve yakacak üretiliyor. Daha ne olsun, bir insanın bütün ihtiyaçları bunlar.

Ali ineğe sadece bir ismin takılamayacağını fark ediyor ve isimleri sıralıyor:

– Et fabrikası
-Süt fabrikası
-Elbise fabrikası
-Ayakkabı fabrikası
-Kömür madeni
Evet, gerçekten de acayip mükemmel şeyler oluyor.

Hatırlıyorsanız Ali’den bahsetmiştik. Ali çok meraklı bir arkadaşımız… Herkesin gördüğü ama fark etmediği şeyleri fark edebilen bir arkadaşımız. Geçen haftadan hatırlayın; hepimiz inek gördüğümüz halde Ali ineğin mucizeliklerini fark etmişti. İneği hem bir süt fabrikasına, hem bir et fabrikasına, hem bir deri fabrikasına hem de bir kömür madenine benzetmişti

Evet, bakalım Ali bu hafta neredeymiş? Evet Ali bu hafta köye gitmiş, uçsuz bucaksız üzüm ağaçlarının olduğu bağları görmüş. Bakalım bu defa ne tür mucizelikler fark edecek?

Üzümler ve üzümlerin asıldığı ağaçlar çok ilginç geliyor. Kavurucu bir sıcak ve kupkuru ağaçlar… Ama buna rağmen bu kuru dallara asılmış meyveler. Yani üzüm. Üzüm de çok ilginç bir meyve: O kadar tatlı ki, helva gibi ısır ısır ye. İçinde bal gibi şekerli bir su var, şerbet gibi iç. Ortasında, yavrusu yani üzüm ağaçlarını kopyalamaya yarayacak bir tohum, ek ve yeni üzüm ağaçları yetişsin. En dışında ise, içindeki helvayı, şerbeti ve yavrusunu korumak için ince bir kabuk. Hem de cama benziyor; saydam ve üzümün içinde ne olduğunu bazen görebiliyorsun. Hem bu camlar farklı renklerde de olabiliyor.

Ali’nin kafasına şu takılıyor; tamam suyu anladım, köklerden boru ve hortum hatlarıyla yukarı çekilmiştir. Ama bu şeker nereden geliyor? Çünkü üzüm ağacının gövdesi de dalları da acı. Ali araştırmalarının sonucunda şu çok ilginç bilgilere ulaşıyor; Yeşil yapraklı bitkiler kendi besinlerini mucizevî bir şekilde kendileri üretebiliyor. Bu işin birinci mucizevî tarafı, yer değiştiremeyen bitkilerin besine ulaşabilmeleri zor. Bunun için yapraklarında fabrikalar kurulmuş. İkinci mucizevî tarafı ise daha bir mucize… Bu fabrikaya su ile zehirli bir gaz olan karbondioksit giriyor.
Hani bizim fabrikalarımızdaki makineleri çalıştırmak için de enerjiye yani elektrik enerjisine ihtiyaç var ya. Yaprak
fabrikasına gerekli enerji Güneş’ten sağlanıyor. Peki su ve zehirli gaz olan karbondioksitten neler üretiliyor? Tertemiz bir oksijen ve bir besin olan şeker… Üretilen besinin bir miktarı kullanılıyor. İhtiyaç fazlası ise meyvelerde şeker olarak depolanıyor. Kavurucu yaz günlerinde, ince ve kuru bir çubuğa asılmış sulu, tatlı lezzetli bir meyve…
Gerçekten de küçücük üzümün içinde bir sürü fabrika var:

Helva fabrikası…
Şeker fabrikası…
Şerbet fabrikası…
Su paketleme fabrikası…
Cam fabrikası…
…
Evet, Ali maceralarına devam ediyor. Çiftlikte ineklerin, bağda üzümlerin ilginç taraflarını ilginç özelliklerini ortaya çıkarmıştı. Peki nasıl yaptı bunu?

Birincisi, merak gücünü çok iyi kullanmasıydı. Merak eden bir insan araştırma yapar ve yeni bilgiler öğrenir. Merak,
bir öğretmen gibidir; size yeni şeyler öğretir. Bu yüzden bilge bir kişi demiş ki: “Merak ilmin hocasıdır.” Yani merak bilgi edinmek için size bir hoca gibi bir öğretmen gibi yardım eder. Zaten merak duygusu olmasaydı herhalde kimse bilgi sahibi olmak istemezdi.

İkincisi ise herkesin gördüğü şeylere farklı bakabilmesi… Mesela ineğin sadece basit bir inek olmadığını, sütün sadece basit bir süt olmadığını, üzümün sadece basit bir üzüm olmadığını anlaması buna örnek olabilir.

Üçüncüsü ise herkesin bildiği ve normal gördüğü şeylerin ne kadar ilginç ve ne kadar mucize olabileceğini anlamasıdır. Mesela bir hayvanın et, süt, yağ, yoğurt, peynir, kaymak, kumaş, ayakkabı, yakacak gibi maddelere dönüşmesi… Ve düşünün aptal görünen bir canlının mübarek yani verimli hayvana dönüşmesi bir mucizedir.

Bunu anlamak için birkaç örnek üzerinde düşünelim. Mesela birisi çıksa ve elinde bulunan ot ve suyu bir kutunun içine koysa ve kutunun kapağını kapatsa… Daha sonra kutunun kapağını açıp içinden kahverengi köfteler, beyaz renkli bir su, renkli renkli deri ceketler, siyah kahve renkli ayakkabılar, kapkara bir kömür, bembeyaz bir yoğurt çıkarsa çok şaşırırdık herhalde. Bir mucize oldu diye düşünürdük belki de. Aslında bu olayın benzeri her gün çokça yaşanıyor. İnek denilen kutunun içine ot ve su giriyor… Ve daha sonra… Sonra kutudan neler çıktığını siz biliyorsunuz.

Şimdi de başka bir örnek üzerinde düşünelim. Elimizde pamuk kadar hafif tırnak kadar küçük bir tahta parçası var. Bunu da bir kutunun içine attık, biraz su ekledik ve bir süre bekledik. Bu kutunun kapağını açık bırakalım ama.
Bir süre sonra kutudan çıkanlar çok ama çok ilginç. Birde ne görelim! Kutunun içinden yeşil renkli ince kumaşlar,
bunun yanında çiçek desenli rengârenk kumaşlar, gayet güzel masalar-sandalyeler, bal gibi serinletici şerbetler, helva gibi tatlı yiyecekler ve helvaların içine özenle saklanmış o küçük tahta parçasının kopyaları… Bu olay da mucize gibi öyle değil mi? Evet aslında bu olayın benzeri milyonlarca yıldır çok sayıda gerçekleşiyor

Murat Aras Ortak Zemin 34 OZ34
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Murat Aras

İlişkili İçerikler

HZ. İBRAHİM VE HZ. İSMAİL’İN TESLİMİYETİ (KURBAN ÖRNEĞİNDE)

26 Mart 2026

SAĞLIKLI BESLENME VE KILO VERME

26 Mart 2026

AİLE İLE MUTLULUK

1 Eylül 2025

AHIRZAMANDA GENÇLIK

1 Eylül 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.