Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Genel»Üç Dinde Tek İlah Bir Surede Otuz İhlas
Genel

Üç Dinde Tek İlah Bir Surede Otuz İhlas

Doç. Dr. Cuma Karan» Doç. Dr. Cuma Karan1 Şubat 2024Gûncelleme:22 Temmuz 2024Yorum yapılmamış14 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Giriş

Bütün ilahi dinlerin ortak noktalarından biri, belki de en önemlisi; “Tevhid” ilkesinin ikamesidir. Bu amaçla gönderilen Peygamberlerin vazifesi de şu kısa cümlede özetlenmiştir: “Tevhidi ispat, beşeri irşattır.” Tevrat, İncil ve son kitap olan Kuran bu anlamda tevhidin esaslarını içermekle beraber Kuran’da tevhid konusu daha farklı bir şekilde ele alınmıştır. Zira ilerde de değineceğimiz gibi diğer iki kitapta peygamberlerin diliyle Allah’ın vahdaniyeti vurgulanırken Kuran’da bizzat Allah kendisi kendisini bize tanıtmaktadır. Bu konu farklı surelerde değişik şekillerde anlatılmakla beraber, “İhlas Suresi”, bizzat bu amaca ayrılmış, tevhidi anlatan başlı başına bir suredir.

İlahi vahye ait olan özelliklerden biri de; bazen çok kısa bir ifade ciltler dolusu manalara adeta anahtarı konumda olmasıdır. İhlas suresi de bu anlamda adeta bir hazinenin elektronik şifresi mesabesindedir. Asıl anlam ve mesaj hazinesine, o şifre ile girildikten sonradır.

Kuran ayetlerinin her birinin aslında her asra bakan ayrı ayrı manaları, verdiği farklı mesajları vardır. Burada tefsirin ana konularında biri olan bu bölümün detayına girmeden, kısaca teknik ve diğer kutsal metinler ile ilgili birkaç bilgiden sonra sadece anlam örgüsüyle ilgimi çeken, Üstadın dikkat buyurduğu bu surenin tevhide dair önemli bir boyutuna bakacağım. Üstadın İhlas Suresi ile ilgili açıklamalarına bir girizgâh olarak İslam Filozofu İbni Sina’nın İhlas Suresi’nin tefsirine dair bazı notlarını paylaşmakla yetineceğim.

Teknik Birkaç Bilgi:

İhlas suresinin nereden ve niçin indiği ile ilgili olarak birçok surede olduğu gibi bu sure için de farklı rivayetler mevcuttur.[1] İhlas suresinin nüzulü ile ilgili olarak Hz. Peygamber’in sık sık Yahudilerin şu kasıtlı sorusu gerekçe gösterilir; “Âlemi Allah yarattı ise, o zaman Allah’ı kim yarattı”[2] Tam da yazacağımız yazınının içeriği de şu sorunun cevabıdır: Allah kimdir? Allah’ın kimliği, hüviyeti nedir? Allah nedir? Allah ne değildir? Adeta beşeri anlayışımızla sorduğumuz bu sorulara yine beşeri düzeyde anlayacağımız tarzda doğrudan Allah’ın kendini bize bizzat ilzam ve ikna ifadeleriyle tanıtmasıdır.

Zaten surenin farklı adlarla adlandırılmasında da bunu görmek mümkündür: Allah’ın birliği inancını öz olarak ifade ettiği için “tevhid”, aynı inancın İslâm’da temel akîdeyi oluşturması sebebiyle “esâs”, sûrede hiçbir şeyin Allah’a benzetilemeyeceği, O’nun her şeyden başka ve üstün olduğu anlatıldığı için “tecrîd”, Allah’a burada anlatıldığı şekilde inananlar bu sayede kurtuluşa erecekleri için “necât”, kişi bu sûrede anlatıldığı şekilde iman ettiği takdirde Allah’ın sevgisi ve dostluğunu kazanacağı için “velâyet”, fazla yaygın olmamakla birlikte; “tefrid, mârifet, cemâl, nisbet, bereket, berâet, müzekkire, nûr, mânia, eman” gibi isimlerle tanımlanmıştır.[3] Belki de içerdiği mesajın önemine binaen Hz. Peygamber İhlas Suresini Kuran’ın üçte birine denk olarak belirtmiştir.[4]

Tevrat ve İncil’de Tevhid:

Zamanla ilahi vahyin dışına çıkmış olan bugünkü Hristiyanlık ve Yahudilik inancının ilk yorumlarında da “Tek İlah” vurgusuna baktığımızda İhlas Suresindeki tevhid ile örtüşen ifadeleri görünce bu inanç sistemlerinin köken olarak İlahi menşeli olduğunu bizzat şu andaki metinlerinde bile görebiliyoruz. Mesela; “Dinle ey İsrail: ilahınız Yahve bir olan Yahve’dir (Yahve ehad)”.[5]

Tesniye’deki tevhid formülü de aslında Hz. İsa tarafından da vurgulanmıştır. Hz. Peygamber’den yaklaşık yedi yüzyıl önce, Hz. İsa da dinin en temel ögesi olan Allah hakkında benzeri bir sorgulama ile karşılaşmıştır. Soruyu soranlar Hz. İsa’nın tebliğine soğuk bakan ve her fırsatta onu sorgulamaya kalkan bir Yahudi grubu olan yazıcılardır. Soru üzerine Hz. İsa da bu Tevrat ayetini muhataplarına aynen okumuştur. Bugünkü dört İncil’den biri olup kendi adıyla bilinen İncil yazanı olan Markos olayı şöyle anlatmaktadır: “Yazıcılardan biri gelip onları mübahase ederken işitti ve onlara iyi cevap verdiğini bilerek: Hep emirlerin birincisi hangisidir? diye ona sordu. İsa cevap verdi: Birincisi dinle ey İsrail, Allahlımıza Rab bir olan Rab’tır.”[6]

Hz. İsa’dan sonra da Allah’ın birliği fikri geleneğin dini metinlerinde de ifade edile gelmiştir. Mesela Hz. İsa’dan sonra iki ila üçüncü yüzyıl olarak tarihlendirilen “Helleistic Synogogal Prayersı” adındaki ve Yahudiler tarafından ibadetlerde kullanılan dua metinlerini içeren dokümanda da Allah’ın bir oluşu fikri, aynı canlılıkla şu şekilde zikredilmektedir:

“O Efendi, Rab alandır. O Kadir olan Allah’tır. Kaynağı olmayan ve meliki olmayan tek O’dur. Ebedi olan ve çağlardan önce olan O’dur; hiçbir şeye, hiçbir şekilde ihtiyacı olmayan O’dur, her sebepten ve kaynaktan daha büyüktür; gerçekten yalnızca bir olan, yalnızca hakim olan O’dur; Yalnızca En Yüce olan O’dur.[7]

Kurandan önce indirilmiş olan Tevrat ve İncil kitabındaki bunca değişimine rağmen elimizdeki bu iki kutsal metinlerinde Tevhidin önemli ilkelerinden biri olan “tek ilah” boyutunu bugün bile görebilmekteyiz.

Son İlahi Mesajın İhlas Suresinde Tevhid:

Tevhidi bütün boyutlarıyla hulasa olarak içeren İhlas Suresini farklı bir yöntem ve anlattım tarzıyla dile getiren Üstad Bediüzzaman’ın Lemaattaki anlatımı yıllar öncesinde dikkatimi çekmişti.[8] Farklı bir metotla bu sureye bakmaya çalışan Ustad, Tevhidin boyutlarıyla beraber bir surede oluşturulan anlam örgüsüyle adeta bir ihlastan 30 sure mesajını görebilmiştir. Kısaca ihlas suresinde yer alan ifadeleri Tevhidin 6 boyutuyla şu şekilde özetler:

Tevhid-i Mutlak (Tevhid-i Şuhud)

Tevhid-i Ülûhiyet

Tevhid-i Rubûbiyyet

Tevhid-i Kayyumiyet

Tevhid-i Celâli.

Tevhid-i Sermedî

Tevhîd-i Câmi’

Tevhidin şu altı boyutunu içeren yukardaki bölümlerin detayını Risale-i Nur Külliyatına havale edip[9] başka müstakil bir çalışmaya bırakarak sadece İhlas suresinde yer alan 6 cümlenin kendi içinde oluşturduğu anlamsal örgüye bakacağız. Zira İhlas suresindeki her cümle, bir sonraki cümlenin hem nedeni hem de sonucu mesabesindedir. Bu sebeple hangi cümleyi ilk cümle olarak alırsak sonraki cümleler de o cümlenin mütemmim, sonucu ve tersinden gidilse nedenidir.

“Cenab-ı Hak ezelidir, ebedidir, Evvel ve Ahirdir. Hicbir cihette ne zâtında nazîri, ne ef’âlinde şeriki ve ne de sıfatında şebîhi vardır.”[10] Yani; naziri, şeriki ve şebihi yoktur. Mekkeli müşriklerin en büyük inanç problemi Allah’ı efalinde şeriki kabul etmeleri idi. Yoksa Allah’a olan inançlarını Kuran birçok ayette dile getirmektedir. (Bkz: Ankebut 26/61; Zuhruf 43/87Mü’minun 23/84-89; Lokman 31/25 ve diğer surelerdeki ayetler.)

İbni Sina’nın İhlas Suresi Tefsiri:

Üstat Bediüzzaman’ın İhlas suresindeki tevhid’e bakmadan Büyük İslam filozofu İbni Sina’nın “İhlas Suresi’nin tefsirindeki dikkat çeken bazı noktalara bakmakta fayda vardır. Büyük Filozof ilk ayette geçen zamir ile başlar : “هُوَ (hüve)” zamiri mercii mesbûk olmamakla muktezâ-yı zâhirin hilâfına vârid bir zamîr-i şân hâlinde tefsîr olunurken İbni Sina bunu “El-Hüve’l-Mutlak” diyor ve izâh ediyor: “hüve hüve” tasavvuru için gayrın nazar-ı i’tibâra alınıp alınmaması müsâvîdir. Yani – Mâhiyeti gayrdan müstefâd olmadığı için gayr nazar-ı i’tibâra alınsın alınmasın o; O’dur. el-Hüve’l-Mutlak; hüviyeti gayrdan müstefâd olmadığı gibi gayra da mevkūf değildir.” [11] der.

İbni Sina mantık kaidelerinden yola çıkarak vardığı sonuçları ve bu sonuçların ayet ifadeleriyle oluşturduğu mantıki bütünlüğün detayını ilgili bölümüne bırakarak sadece ondan birkaç terimi alma ile yetineceğim. İbn Sina şu noktalara dikkat çeker:

Hüviyyet: “Hüviyeti vücûduna mugāyir olanın yani mümkünün hüviyeti nefs-i mâhiyyeti için mâhiyet olamaz ve daha sarîh bir ta’bîr ile li-zâtihi o; odur… denilemez.”

İlâh; “Sûret-i Mutlakada gayr kendisine müntesib olup kendisinin gayra asla intisâbı olmayandır.”

İlâh-ı Mutlak ise; “Cemî’-i mevcûdâta nisbeten (avâlim-i gaybiyye ve mevcûdât-ı meşhûddaki kâffe-i mücerredât ve maddiyyâta nazaran) bu hal ve vaziyette olduğundan gayrın kendisine intisâbı izâfî ve kendisinin gayra adem-i intisâ-bı selbî olmuş olur. Ve arz olunduğu vech üzere celâl ve azametine binâen “O; O’dur”dan başka hüviyet-i İlâhiyye için bir ta’bîr olmadığından bu hüviyet-i muazzama zikr-i levâzımıyla şerh olundu ki bu levâzım dahi izâfî ve selbî olup bunların ekmeli ise ikisini de câmi’ olan (lâzım) olduğu dahi ânifen arz olunmuş idi.”

“Allah” lafz-ı şerîfi ise: İsm-i zât olup cemî’-i sıfâtı müstecmi’ ve kâffe-i levâzım-ı selbiyye ve izâfiyyeyi câmi’dir.Rücû’ – Binâenaleyh hüviyet-i mutlakaya işâret olan“hüve” lâfzı “Allah” ism-i zâtıyla ta’kīb kılınıp “hüve”nin adîmu’l-ism olan medlûlü tamamen keşf ü izah buyuruldu.”[12]

İbni Sinan’ın kaleme aldığı ve Suratu’l-Mustakım mecmuasının muharrirlerinden Şehabeddin’in tercüme ederek neşrettiği İhlas Suresi’nin tefsirinde bu kısa bilgilerden sonra gelelim Üstadın tespit ve izahlarına.

Aşağıda bu formül ile birlikte İhlâs Sûresi’nin ihtiva ettiği otuz İhlâs Sûresi gösterilmiştir:

1.(Deki) O (Allah)’dır. قُلْ هُوَ اللَّهُ

  1. (Deki) O birdir. قُلْ هُوَ اَحَدٌ
  2. (Deki) O samed’tir. قُلْ هُوَ الصَّمَدُ ٌ
  3. (Deki) O doğurmamıştır. قُلْ هو لَمْ يَلِدْ
  4. (Deki) O doğmamıştır. قُلْ هُو و لم يو لدَ
  5. (Deki) O’nun hiçbir dengi yoktur.
    قُلْ هُو وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً اَحَدٌ َ

Bu surenin 6 ayrı ifadelerinin her birini surenin başı kabul edip diğer ifadeleri de onun devamı olarak okuduğumuzda 30 farklı bir şekilde birbirinden bağımsız ancak birbirini destekleyen Tevhidi bir ifadenin yoğunluğunu görmekteyiz. Bu konuyu daha iyi anlamak için şu birkaç noktaya dikkat etmek lazım:

1- “De ki” anlamına gelen “ قل ” ifadesi bir emir olarak sadece surenin ilk ayetine değil de adeta her cümlenin başına sirayet edecek şekilde düşündüğümüzde “De ki O Allah’tır, De ki O Samettir, De ki O Ehattır, De ki O doğmamış…..” güçlü bir anlam bütünlüğünü görüyoruz.

2- Aynı şekilde قُلْ هُوللهُ “De ki O (öyle bir) Allah (ki); Ehattır, Samettir, Doğmamış, Doğrulmamış ve Hiçbir şey onun dengi değildir.

3- “Ancak kim Allah olabilir” soruna yukardaki özellikler cevap verilirken, mana-ı muhalifiyle de bu özelliklere sahip olamayan İlah da olamaz. Yani ilah olmanın adeta kriterini İhlas Suresiyle belirlenmiştir. Her şeyin bir kriteri olur da İlah olmanın kriteri olmaz mı? Elbette olmalı.

4- Yukardaki ayetleri numaralandırdığımız zaman, hangi numaradan başlasak tekrar ona gelinceye kadar Allah’ı bize tanıtan farklı bir anlam örgüsüyle Tevhidin ayrılmaz unsurlarını kendi içindeki muazzam ahengini görebiliyoruz.

5- Her ayet bir öncekisi için bir neden (bunu “çünkü” ile ifade ettik) ve kendisinden sonrası için bir sonuç (bunu da “ise” ile ifade ettik) olduğuna dikkat edin. Şimdi sistem ile oluşan tabloya bir bakalım:

1 İHLAS’TAN 30 İHLAS SURESİ ŞEMASI

{1.2.3.4.5.6.} ►1.{De ki O Allah’tır.} 2◄İse/Çünkü ►{O birdir.}3◄İse/Çünkü ►{O Samed’tir.} 4◄İse/Çünkü ►{O doğurmamıştır. } 5◄İse/Çünkü ►{O doğmamıştır.} 6◄İse/Çünkü ►{O’nun hiçbir dengi yoktur.}

{2.3.4.5.6.1.}  ►2.De ki O birdir. 3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6.◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.

{3.4.5.6.1.2.} ►3.De ki O Samed’tir. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.

{4.5.6.1.2.3.} ►4.De ki O doğurmamıştır. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1. ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir

{5.6.1.2.3.4.} ►5.De ki O doğmamıştır. 6◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1. ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır.

{6.1.2.3.4.5.} ► 6. De ki O’nun hiçbir dengi yoktur. 1◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4. ◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.

{2.1.3.4.5.6.} ► 2. De ki O birdir. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6.◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur.

{3.2.4.5.6.1.} ► 3. De ki O Samed’tir. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir 4. ◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur. 1◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.

{4.3.5.6.1.2.} ► 4. De ki doğurmamıştır. 3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2. ◄İse/Çünkü ►O birdir.

{5.4.6.1.2.3.} ► 5. De ki O doğmamıştır.  4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 6◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir.

{1.6.2.3.4.5.} ► 1. De ki O Allah’tır 6.◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur.2. ◄İse/Çünkü ►O birdir.3. ◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4. ◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.

{3.1.2.4.5.6.} ►3. De ki O Samed’tir. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2. ◄İse/Çünkü ►O birdir 4. ◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur.

{4.2.3.5.6.1.} ►4. De ki doğurmamıştır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir 3. ◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1. ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.

{5.3.4.6.1.2.} ►5. De ki O doğmamıştır. 3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 6◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur. 1. ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.

{6.4.5.1.2.3.} ►6. De ki O’nun hiçbir dengi yoktur.4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 1. ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2. ◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir.

{2.6.1.3.4.5.} ►2. De ki O birdir. 6.◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur.1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4. ◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5. ◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.

{4.1.2.3.5.6.} ►4. De ki O doğurmamıştır.1◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2◄İse/Çünkü ►O birdir 3◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6.◄İse/Çünkü ►De ki O’nun hiçbir dengi yoktur.

{5.2.3.4.6.1.} ►5. De ki O doğmamıştır. 2. ◄İse/Çünkü ►O birdir.  3. ◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.

{6.3.4.5.1.2.} ►6. De ki O’nun hiçbir dengi yoktur. 3◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ► O doğmamıştır. 1◄İse/Çünkü ►O Allah’tır. 2◄İse/Çünkü ►O birdir.

{1.4.5.6.2.3.} ►1. De ki O Allah’tır.4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 6◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur 2◄İse/Çünkü ►O birdir.  3◄İse/Çünkü ►O Samed’tir.

{3.6.1.2.4.5.} ►3. De ki O Samed’tir. 6◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur.1◄İse/Çünkü ►  O Allah’tır 2◄İse/Çünkü ►O birdir.  4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.

{5.1.2.3.4.6.} ►5. De ki O doğmamıştır.1◄İse/Çünkü ►O Allah’tır.2◄İse/Çünkü ►O birdir 3◄İse/Çünkü►O Samed’tir.4◄İse/Çünkü ►doğurmamıştır.6◄İse/Çünkü ►De ki O’nun hiçbir dengi yoktur.

{6.2.3.4.5.1.} ►6. De ki O’nun hiçbir dengi yoktur. 2◄İse/Çünkü ►O birdir. 3◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ►  O doğmamıştır.1◄İse/Çünkü ►O Allah’tır.

{1.3.4.5.6.2.} ►1.De ki O Allah’tır 3◄İse/Çünkü ►O Samed’tir.4◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır.5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.6◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur.2◄ise/Çünkü ►O birdir.

{2.4.5.6.1.3.} ►2.De ki O birdir 4.◄İse/Çünkü ►doğurmamıştır.5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır 6◄İse/Çünkü ►De ki O’nun hiçbir dengi yoktur.1◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir

{4.6.1.2.3.5.} ►4. De ki O doğurmamıştır.6. ◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır. 2.◄İse/Çünkü ►O birdir.  3.◄İse/Çünkü ►O Samed’tir. 5◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır.

{3.1.2.6.4.5.} ►3. De ki O Samed’tir 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2◄İse/Çünkü ►O birdir. 6.◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur.4.◄İse/Çünkü ►De ki doğurmamıştır. 5◄İse/Çünkü ► O doğmamıştır.

{3.1.2.6.5.4.} ►3. De ki O Samed’tir 1 ◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2.◄İse/Çünkü ►O birdir. 6.◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur.  5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır. 4.◄İse/Çünkü ►  O doğurmamıştır.

{3.1.2.5.6.4.} ►3. De ki O Samed’tir 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2.◄İse/Çünkü ►O birdir. 5.◄İse/Çünkü ►O doğmamıştır 6.◄İse/Çünkü ► O’nun hiçbir dengi yoktur. 4.◄İse/Çünkü ►O doğurmamıştır.

{3.1.2.5.4.6.} ►3. De ki O Samed’tir 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2. ◄İse/Çünkü ►O birdir. 5.◄İse/Çünkü ► O doğmamıştır 4. ◄İse/Çünkü ►doğurmamıştır. 6.◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur.

{3.1.2.4.6.5.} ►3. De ki O Samed’tir 1.◄İse/Çünkü ► O Allah’tır.2. ◄İse/Çünkü ►O birdir. 4.◄İse/Çünkü ► O doğurmamıştır. 6.◄İse/Çünkü ►O’nun hiçbir dengi yoktur. 5.◄İse/Çünkü ► O doğmamıştır.

Bu Surenin nüzul sebebiyle  ilgili olarak bir başka rivayette de  İkrime şunu nakleder:  Yahudiler; “Biz Allah’ın oğlu Üzeyr’e taparız, Hristiyanlar; “Allah’ın oğlu Mesih’e kulluk ederiz”, Mecusiler; “Biz ay ve güneşe taparız”, Müşrikler de; “Biz de putlarımıza taparız” deyince Allah da bu sureyi indirerek “ O tekbir, hiçbir şekilde; neziri, veziri, nedidi, şebihi ve adili’nın olmadığını”[13] ifade etmiştir.

Bu Surede Allah hakkında ifade edilene bu sıfatlar ile o güne kadar ve ondan sonra kıyamete kadar ortaya atılan ve atılacak olan şirkin bütün çeşitlerini yok sayarak tevhidin berrak yüzünü kısa ve özlü olarak ifade etmiştir. Adeta manifesto mesabesinde olmuştur. Malumdur ki, manifesto ve anayasalar az ve çok özlü ifadelerden oluşurlar.

[1]  Mushaftaki sıralamada yüz on ikinci, iniş sırasına göre yirmi ikinci sûredir. Nâs sûresinden sonra, Necm sûresinden önce Mekke’de indiğine dair rivayetler olduğu gibi Medine’de indiğine dair de rivayetler vardır. ( İbn Mes‘ûd, Hasan-ı Basrî, Câbir b. Abdullah, Mücâhid b. Cebr, Zemahşerî, Fahreddin er-Râzî gibi birçok müfessir ve âlim İhlâs Sûresi’nin Mekke döneminde nâzil olduğunu söylerler. (Bkz. Emin Işık, “İhlas Suresi”, DİA, yıl: 2000, cilt: 21, sayfa: 537-538) Mekke’de indiğini söyleyenler Mekkeli müşriklerin Hz. Peygamber’e gelerek “Bize rabbinin soyunu anlat” dediklerini, bunun üzerine bu sûrenin indiğini bildiren rivayetleri delil getirirler (Müsned, V, 133-134). Medine’de indiğini söyleyenler ise Yahudilerle Hristiyanlarına Hz. Peygamber’e yönelttikleri Allah hakkındaki sorulara bir cevap olmak üzere Cebrâil’in Hz. Peygamber’e gelip “Kul hüvellahü ehad” sûresini okuduğunu bildiren rivayetleri delil göstermişlerdir. Ancak Sûrenin üslûp ve içeriği Mekke döneminde indiği izlenimini vermektedir. (Bkz.Diyanet “Kuran Yolu” İhlas Suresini tefsiri.)

 

[2]  İbn Hişam, Siretu’n-Nebeviyye, I/571-572

 

[3]  Işık,  agm,  ss.537-538

 

[4]  Buhari, Fedailu’l Kuran, 13; Tevhid, 1

 

[5]  Tesniye. 6/4; Ayr.bkz.Tesniye. 6/5; Çık. 20/2;Çıkış. 3/14 vd. Sami dini geleneğinin önemli aşamalarından birisini işaretleyen “Yetmişler Tercümesi” (Septugiant, LXX. Septuagint, LXX olarak da bilinir, Eski Ahit’in bir Yunanca tercümesidir ), M.Ö 3. yüzyılda İskenderiye’de gerçekleştirilmiştir. Eski Ahid’in bu Yunanca tercümesinde bu ayette geçen İbranice eJ:ıad kelimesi Yunanca’da, “bir, tek, ‘sadece” anlamına gelen “eis” kelimesi ile karşılanmıştır. Bunun dışında genellikle “Allah birdir” ifadesi, Yunanca dini metinlerde “theos eis” şeklinde geçmektedir. Bu karşılaştırmalardan da anlaşılacağı gibi tevhid fikrinin LXX’da korunabildiğini çıkarabilmekteyiz. (Bkz. Mehmet Paçacı, “ De ki: Allah Bir’dir” – İhlas Suresini Sami Geleneği Perspektifinden Bir Tefsiri.” İslamiyat, I (1998), sayı: 3,ss.49-77

 

[6]  Markos, 12/28, 29. Geniş bilgi için bkz: Paçacı, agm.

 

[7]  Geniş bilgi için bkz. Paçacı, agm, ss. 49-71

 

[8]  Yıllar öncesinde şema/tablo olarak üzerinden çalıştığım “Bir Surede 30 İhlas Suresi” şeklindeki çalışma içeriğini Niyazi Beki Hocamız; “ “Kur’an İlimleri ve Tefsir Açısından Bediüzzaman Said Nursi’nin Eserleri” makalesinde kısmen buna yer vermiştir. Bkz: http://www.sorularlarisale.com/makale/13322/otuz_alti_adet_ihlas

 

[9]  Nursi, Sözler,s. 875.

 

[10]  Nursi, Sözler,s.508

 

[11]  İbni Sina, “Tefsir-i İhlas li İbn Sina” Takdim: Şerefeddin Beyin, Sıratım Müstakim Mecmuası, Cild: 5, Aded: 106 – Sayfa:20-25, Bağcılar Belediyesi Yayınları 2015 İstanbul

 

[12]  İbni Sina, agm, s.22

 

[13]  İbn Kesir, Tefsir el-Kurani’l-Azim, Tefsiru’l Suretı’l-İhlas VIII/527-529. Daru’l Tayyibe 1999.

 

Ortak Zemin 29
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Doç. Dr. Cuma Karan

İlişkili İçerikler

Serlevha 33

24 Nisan 2025

Sürgün, Esaret, Şehadet: İsmail Heniyye

23 Nisan 2025

Türkiye’de Suriyeli Mülteci Olmak

22 Nisan 2025

Öğretmenlerde Tebliğ Bağlamında;  İdeal, Amaç ve Pratik

21 Nisan 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.