UYAN ARTIK
Ey asırlardır uyuyan, artık uyan da gel meydana,
Aç gözünü nergis gibi, bir söz söyle gel zamana!
Cehalet talan eyledi, bilgi ve hikmet tarlasını,
Gaflet sardı, derinleştirdi, ruhunun yarasını
Ey saadet sarayının incisi, ne zaman parlayacaksın,
Bir şule gibi kalpleri tutuşturup, ne zaman aydınlatacaksın
Modern çağın ateşleriyle,yandı kalbimiz gönlümüz,
Kaybettik kimliğimizi, neredeyiz, bilmeyiz biz kimiz?
Uyan derin uykudan, ey himmeti ve gayreti kaybeden,
Kimin hesabına bu kadar yıkım ve zulmet, gelen ve giden
Ey şarkın aydın çocuğu ne zaman bitecek bu hileler,
Şimdi neden karanlık doğmakta, içi boş kelimeler..
Ey garbın sözde boğulan, kitlenmiş bilgeleri
Şimdi kim bu feryadlara tercüman olacak?
Ey Müslüman aydın,nerede dolaşmakta ferasetin,
Söyle nerede kayboldu gitti, o ulu cesaretin…
Bu topraklar ne zaman bir aydınlık güneşi görecek,
Bu zulmet bu karanlık, ne zamana kadar sürecek?
Uyan artık derin uykudan, ey kutlu mihrabın bekçisi,
Neden gönülleri yakmıyor, şimdi minberinin sesi…
Irak, Șam Bağdat Afrika Efganistan ve Yemen,
Kimdir diyar -ı İslamı, ateşe gömen
Neden bir ateş içinde neden,söyle neden hep ölüm,
Her tarafta bir inilti, bir keder ve bir zülüm
Nedense karanlığa çıkmakta her daim yolumuz,
Neden bağlı yüreğimiz, nerede sağımız solumuz
Gel ey bâd-ı sabâ seher vaktidir, bizi uyandır,
Nasıl da uzadı bu toz duman, bu ne bitmez bir devrandır,
Uyan ey kalbi ölmeyen,kahraman yiğit,
Gel ey sevgili, gel kalbimizi yeniden eğit
Gelsin her taraftan, diriliş kervanları, kabileler,kavimler milletler,
Yeniden bir diriliş görsün uyuyan gözler…
Uyan derin uykudan,uyan derin uykudan,
Söyle kim yol gösterecek, bu katmerli beladan!
Dağılın ey bulutlar,dağılın güneşin önünden,
Bir ışıltı yükseliyor, aşkın merkezi Kabe’den!
Uyan da nazar eyle ne haldedir, insan, alem ve cihan,
Söyle kimdir şimdi ızdrıaptan ve halden anlayan?
Hırsında boğulanlar, olmuş ümmete kılavuz,
Aşk kevseri akmayınca, nasıl dolacak söyle, söyle bu havuz
Artık yetmez mi, tutuşsun medeniyet meşalesi,
Kur’an’la aydınlansın, çağların her merhalesi
Bu deniz ne zaman oluşturacak incisini,
Bu gönül ne güne kadar tutsak edecek kendisini?
Bir tufan kopar göğsünden, yaralı yüreklere,
Bir sevda şarkısını söyle, goncaya laleye ve çiçeklere!
Madem ki ey insan, yüklendin emaneti, neden niçin bu haldesin?
Sen böyle olursan, mevla sana ne yapsın ne desin?
Hani nerde, Ömerler, Aliler ve Osmanlar,
Hangi devranın yüreğinde, o kutlu zamanlar
Uyan ey nefsim uyan, bitsin artık bu iblis kokulu zamanlar,
Yepyeni bir doğuşun sabahına, uyansın Müslümanlar…