Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Kategoriler»Edebiyat»Öykü»KISSADAN HİSSE
Öykü

KISSADAN HİSSE

Orhan OCAĞ» Orhan OCAĞ30 Haziran 2013Gûncelleme:31 Temmuz 2024Yorum yapılmamış4 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Hakikate İşaret ile Hakikate
Nasıl İşaret Edilir Nüansı
Oğlunun kendisine birkaç saat evvel satın almış olduğu şapkasıyla birlikte trenin penceresinden başını dışarı çıkarıp sarktığını gören baba, bir kaç kez oğlunu ikaz etmiş içeri girmesi için. Fakat küçük afacan babasının uyarılarını duymazlıktan gelip rüzgarla arasındaki oyuna devam etmiş; baba ne kadar “Oğlum yapma, içeri
gir, şapkanı düşüreceksin” dediyse de küçük afacanı ikna etmesi mümkün olmamış. En nihayet sabrı tükenen baba, çocuğun fark edemeyeceği bir şekilde başından şapkayı kapıp “bak gördün mü?” demiş; “Ben seni uyarmıştım, işte sonunda şapkanı düşürdün!” Şapkasını kaybettiğini sanan çocuk tabii bu duruma çok üzülmüş ve gözünde iki
damla yaşla tam da mahzun mahzun yerine oturacakken, babası, elinde tuttuğu şapkayı ona gösterip “Al şu şapkanı bakalım. Fakat bir daha da sakın trenin penceresinden başını çıkarıp sarkma, olur mu?” diye oğluna
tenbihte bulunmuş. Çocuk babasının elinden sevinçle şapkasını alıp bir süre uslu uslu oturmuş. Ve çok geçmeden tekrar pencereye koşmuş; heyecanla şapkasını dışarı fırlattıktan sonra babasına yalvaran gözlerle bakıp şöyle demiş: Babacığım! N’olur, demin yaptığının aynısını bir daha yapsana!
Derviş Aklı
Vaktiyle bir derviş, bir Ramazan akşamı iftara davetliydi. Derviş, yatsıya yakın, evine döndü ve karısından mümkünse kendisi için sofra hazırlamasını istedi. Karısı: ‘’Sen davette değil miydin? deyince, derviş: ‘’Sorma’’ dedi. ‘’Çok yersem, arkamdan ‘iyi bir derviş değilmiş’ diye konuşmalarından korktum, pek bir şey yiyemedim.’’ Bunun üzerine, karısı : “ Tamam dedi. “Sen şu akşam namazını kıl da, ben o arada sofrayı hazırlayayım.’’
Derviş : “Ama’’ dedi, “ben akşam namazını orada kılmıştım.’’
Karısı cevap verdi:
“Sen arkamdan kötü konuşurlar diye pek yemek yiyemediğine göre, arkamdan iyi konuşsunlar diye de namazı uzatmışsındır. Hadi, akşam namazını bir daha kılıver de, o arada ben de sofrayı hazır edeyim.”

Zehir
Uzun yıllar önce, Çin’de Li-li adında bir kız yaşıyordu. Günler günleri, yıllar yılları kovaladı ve çoğu kız gibi Li-li de günün birinde bir delikanlıyla evlendi. Li-li’nin kocası zengin biri olmadığı gibi, ailesine karşı sorumluluklarına dikkat eden biriydi de. O yüzden, Li-li evini, kocasıyla birlikte dul kayınvalidesi ile de paylaşması gerekiyordu. Gelin görün ki, aylar geçtikçe , Li-li kayınvalidesiyle geçinmenin çok zor olduğunu anlamaya başladı. İkisinin de kişiliği çok farklıydı ve bu yüzden sık sık kavga ediyorlardı. Kavgalar gitgide o kadar şiddetlenmişti ki, konu komşu da evde olup bitenlerden haberdar olmaya başlamıştı. Birkaç ay daha böyle geçtikten sonra, Li-li bu işin böyle gitmeyeceğinde iyice emin haldeydi. Bu durumun annesi ile eşi arasında kalan kocası için evliliği cehenneme çevirdiğini de görüyor; eşi için de üzülüyordu. Li-li, bir çare bulabilme ümidiyle, baba tarafında aile dostları olan bir baharatçıya gidip derdini anlattı. Baharatçı, Li-li’ye, bu işin kesin çözümünün kayınvalideyi ortadan kaldırmak olduğunu söyledi. Ama bu işi farkettirmeden halletmesi gerekiyordu. O yüzden, değişik bitkilerden hazırladığı bir ekstreyi Li-li üç ay boyunca azar azar kaynanası için yaptığı yemeklere koyacaktı. Zehir az az verilecek, böylece
kayınvalideyi Li-li’ nin öldürdüğü anlaşılmayacaktı. Yaşlı baharatçı,Li-li’ye, bunun için, zehiri azar azar verdiği üç ay içinde şüphe verici davranışlardan, özellikle kayınvalidesine karşı sert kavgalardan kaçınmasını tavsiye etti. Üç ay için sabredip kayınvalidesine olabildiğince iyi davranmalıydı. Baharatçının hazırladığı zehir ekstresini de alarak
sevinç içinde eve dönen Li-li, baharatçının önerdiği planı adım adım uygulamaya başladı. Her gün en güzel yemekler yapıyor, kayınvalidesinin tabağına zehiri azar azar damlatıyor, bu arada ona iyi davranmayı ihmal etmiyordu. Onun bu iyi muamelesi kayınvalideyi de etkilemiş, gün gün ona daha iyi davranmaya, haftalar geçtikçe
de ona kendi kızı gibi sevgi ve ilgi göstermeye başlamıştı. Evde artık barış rüzgarları esiyordu. Bu durum karşısında, Li-li yaptıklarından utanmaya başladı. Kayınvalidesinin aslında pek de kötü biri olmadığını, bilakis pekala iyi bir insan olduğunu düşünmeye başlamıştı. Ama, yemeğine azar azar damlattığı zehirler yüzünden onun ölmesi de an meselesiydi artık. Vicdan azabı içinde kıvranan Li-li, yaptıklarından pişman vaziyette yine  baharatçıya gitti ve bu kez, verdiği zehiri kandan temizleyecek bir iksir yapması için kendisine yalvardı. Artık yaşlı kadının ölmesini istemiyordu. Yaşlı baharatçı, Li-li’nin bu yalvarmaları karşısında gülmeye başladı. Li-li ise çok ciddiydi ve zehirin tesiri vücuttan atacak bir ilaç yapmasını ısrarla istiyordu. “Ah Li-li!” dedi baharatçı, “Sana zehir diye verdiğim şey, vücudu güçlendiren bazı bitki özlerinin bir karışımıydı yalnızca. Çünkü, asıl zehir ikinizin kafasındaydı. Sen ona iyi davrandıkça bu zehir dağıldı, yerini sevgi ve anlayışa bıraktı.”

Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Orhan OCAĞ

İlişkili İçerikler

ALİ’NİN MACERALARI

1 Eylül 2025

Gri Vagon

1 Nisan 2025

Necdî ile Gargara’nın Hikâyesi

17 Ocak 2025

Her Kula Helâl, Müslüman’a Haram!

17 Ocak 2025
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.