Close Menu
  • Sayılarımız
  • Editörden
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Facebook X (Twitter) Instagram
Ortak ZeminOrtak Zemin
  • Sayılarımız
  • Editörden

    Editörden 33

    25 Nisan 2025

    Editörden 32

    17 Ocak 2025

    Editörden 31

    29 Nisan 2024

    Editörden 30

    29 Mart 2024

    Editörden 29

    28 Şubat 2024
  • Kategoriler
    • Düşünce Deneme Yorum
    • Toplum Aile
    • Edebiyat
      • Öykü
      • Şiir
    • İz Bırakanlar
  • Yazarlarımız
    • Doç. Dr. Cuma Karan
    • Osman Tekin
    • Yunus İpek
    • M.Emin Yıldırım
    • M.Arif Koçer
    • Osman Tunç
    • Selami Yüksel
    • Tüm Yazarlar
  • İletişim
Ortak ZeminOrtak Zemin
Anasayfa»Dosya»Cem’, Cemiyet, Cemaat
Dosya

Cem’, Cemiyet, Cemaat

Murat Aras» Murat Aras20 Mart 2021Gûncelleme:20 Haziran 2023Yorum yapılmamış3 dakikada okunur
Facebook Twitter Email Telegram WhatsApp Copy Link
Paylaş
Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link

Son zamanlarda çokça tartışılan bu konuyla ilgili biraz daha tarihe bakmak gerekiyor. “Tarihini, kökenini bilmeyen bugününü anlayamaz.” çok klişe olarak algılansa da onu bu basmakalıplıktan kurtarmak için yüzlerce veya binlerce yıl öncesine değil, milyarlarca yıl öncesine gitmek gerekiyor.

Matematiğini hesaplama çabası içinde olduğumuz… Kadim bilginin âlem-i şehadet dediği… Maddenin algıladığımız “kabuk” olduğu… Mananın ise algılarımıza anlam kazandıran “öz” olduğu kâinatın tarihini bilme çabası çok önemlidir.

Bugün yaşanan ne varsa hep o ilk anın, ilk saniyelerin, ilk dakikaların tekrarlanması dersek abartmış olmayız. İlk patlamanın ardından oluşan parçacıklar belli bir süre sonra çekim mekanizması ve devasa sıcaklıklar etkisiyle bir araya gelip ilk elementleri oluşturur. Daha sonraki aşamalarda ilk elementlerin oluşturduğu yıldızlar çok yüksek sıcaklıklarda yeni elementleri doğurur. Ve hatta yıldız ölümleriyle açığa çıkan büyük patlamaların sağladığı sıcaklık, daha farklı elementlerin oluşumuna sebep olur. Tabi bu yeni bireylerin bir araya gelip bileşikler oluşturması yine tarihin tekerrürüdür.

Cansız dediğimiz âlemde gerçekleşen süreçler, organizma birliktelikleri manasında, canlılığa da zemin hazırlamıştır. Uzun bir zaman içinde pişmiş elementler organik dediğimiz birliktelikler oluşturmuştur. İlk tek hücreli canlılığın kökeninde bu birliktelikler vardır. Sonrası ise tek hücreli fertlerin dayanışmayı fark ederek zorluklara karşı bekalarını sağlama iştiyaklarıdır. Ve ancak bu birlikteliklerdir, dağdağalı dünya şartlarına ve entropiye karşı organizmayı ayakta tutan.

Gelelim bu tarihi bilgilerin ışığının, âdem mertebesindeki yansımalarına. Evet, özellikle insanın, sürü birlikteliği olan hayvanlıktan çıkıp cemiyet olmaya başladığı dönemlerin de varlık tarihi içinde önemli bir yeri vardır. Fakat önce “cemiyet” kelimesinin anlamına inmek gerekir.

Cemiyet kelimesinin Kamus-i Türki’de (Ş.S) geçen anlamları:

  • Topluluk, bir yere toplanma
  • Heyet (dernek, örgüt, organizasyon)
  • Cemaat
  • Meclis
  • Sözün kapsamlılığı

Peki, cemaat kelimesinin cemiyetle ilişkisi nedir? Aslında aynı kökten geldiği, dikkatli duyan herkesin fark edebileceği bir kalınlıktır.

Cemaat;

  • Bir yere toplanmış insanlar
  • Bir imama uyup namaz kılan Müslümanlar grubu
  • Bir din ve mezhebe tabi olan insan grubu
  • Bir oluşum teşkil eden ahali

Cemiyet ve cemaat olma mevzusunu, insanların beraber yaşama davranışını konu alan sosyoloji disiplini içinde tartışan sosyologlar mevcuttur. Bu aslında biraz da sanayileşmiş toplumları anlama çabasıdır, her ne kadar tarihi kökleri milyarlarca yıl öncesine ait ise de.

Özellikle de cemaat ve cemiyet kavramlarının toplumsal izdüşümlerine kafa yormuşlardır.

Bu sosyologlardan bazılarına göre cemaat davranışları; daha konsantre, daha arkadaş ve akraba, daha menfaatsiz, kuralların daha ahlakla belirlendiği, daha yerel, şahsi değil ortak çıkarların olduğu, daha güçlü toplumsal birliktelik, daha çok din ve sanatın etkin olduğu topluluk davranışlarıdır.

Fakat özellikle ekonominin genişlemesi, gelişmesi ve daha çok kentleşme ile cemaat yapısı cemiyete dönmüştür. Bu dönüşüm; topluluk çıkarlarını bireysel menfaate, ahlaki kuralları yazılı yasal normlara, toplumsal ilişkileri sözleşmeye, köylülüğü kentliliğe, dini ve sanatı bilime eviren bir dönüşümdür. Dolayısıyla cemaat samimiyeti, cemiyet katılığına dönüşmüştür.

Belki de bu dönüşüm; daha çok maddi imkân, daha çok kentleşme, daha çok makam, daha çok güç olduğu durumlarda bütün cemaat topluluklarının uğrayacağı kaçınılmaz bir dönüşümdür. Cem’, cemaat, cemiyet süreci kaçınılmaz bir yolculuksa, acaba cemaat ve cemiyet arasında bir denge kurma mümkün müdür? Mesela kanunların ahlak tabanlı, kentlerin köy sadeliğinde, makamların toplum hizmetinde, din ve bilimin barıştığı, “güc”ün ele geçirmek için değil güçsüzü korumak için olduğu, bireylerin toplum menfaati içinde bile birey olarak kalabildiği bir yapı olabilir mi?

Cemaat ve cemiyet olmanın kâinatın şahitliğiyle kaçınılmaz olduğu gerçeği, bu soruları bütün cem’ olmuşların kendisine sormalarını gerektiriyor.

Cem’ Cemaat Cemiyet Murat Aras
Paylaş Facebook Twitter WhatsApp Telegram Email Copy Link
Murat Aras

İlişkili İçerikler

ALİ’NİN MACERALARI

1 Eylül 2025

Ben Miyim Engelli Yoksa Sen Mi?

6 Ağustos 2025

Korku

17 Ocak 2025

İnsanları Dinleyen Bir Lider: İzzettin Yıldırım

16 Ocak 2021
Bir Yorum Ekle
Leave A Reply Cancel Reply

© 2026 Ortak Zemin. Geliştirici RX.

Type above and press Enter to search. Press Esc to cancel.