Gökyüzü terliyor bugün, kızıl gelincikler tebessümünde, yağmur düşlesem sen geliyorsun düşlerime,
düşlerimde ıslat beni… ey çocuk
zehirli bir ok olsan sinemde yanar ağın
ışık nasıl yürürse geceye,
öyle yürüyorum sevdana
yüreği titremiş sevdamı,
gövdeleri demirlenmiş kadınların şehvet dolu
bakışlarından;
ürkek ve asi gençliğimi,
ve hala dinmeyen özlemimi
dört nala koşan atın dizginlenemeyen ihtişamında
yoğurdum,
gecikmiş ve hala dönmemiş sensizliklere inat,
yağmurdan niçin kaçarsa kuşlar,
ve niçin anlamını hala yitirmemişse terminal türküleri,
işte, onun firarisi oldum
acıkmış şiirlerime katık ettiğim senin,
sana dair bendeki senin…..
titreyen alevin pençesine bırakmaktan aranıyorum,
gizlenmem imkansız gayrı
her kalp atışım bir deprem dalgası,
yasak kitaplarda adım yazılı
adın üstüne….
istemedim kentin kirletilmiş ruhunu..
tiner çeken çocuklar sözcüklerimi isyana
dönüştürsede
her sözüm bir slogan , kınından çıkmış kılıç
olsada,
çölün suya kanışı gibiyim sevdana dair.
sen bir şiirsin…ey çocuk…
ey isyanımı kendinde dindiren şiir
suskunluğun barbar, barbarlığın esaret biriktiriyor,
bakışların,
ölüme tebessümle bakan son bakışların
çılgın çekirgeler gibi dağlıyor sol yanımı,
sol yanım üşüyor ey çocuk
bir akrep sokumu,
mahremiyeti sende bozulsun telli duvakların
hangi dala uzansam sen,
otobüs durakları, tren istasyonları, alış-veriş
merkezleri,
gecenin aymazlığından çıldırış bir cesaretle,
kızgın afişte veya korsan bir yürüyüşte sana dair,
sevdana dair yorumladığım özlemimi,
kentin paranoyak duvarlarına yumruklarımla
yapıştırmak istiyorum
ve bilesin ki, ey çocuk
ben ölmeden sendeki ben ölmez
sen olmadan bendeki sen dinmez.
MAHMUT KİRAZ
